İrtibatı Koparmayalım!
ateşe tutmak deyimi
(bir şeyi) (1) şöyle hafifçe ateşe değdirip geri çekmek ya da ateşin karşısında bir süre bekletmek. örnek: Gömleği, çabuk kurusun diye ateşe tutmak isterken yakmıştı. (2) ateşli silahlarla üstüne mermi yağdırmak. örnek: Kaçağı ateşe tuttular.
- ayağa fırlamak
- Allah vermesin
- bir torba kemik
- dermanı kesilmek
- ele avuca sığmaz
- adam kıtlığında
- ele güne rezil olmak
- burnunun dibinde
- araları bozulmak
- azizlik etmek
- ses seda çıkmamak
- yanıp yakılmak
- ağır söylemek
- çırasını yakmak
- ay otuz hafta yedi
- fertiği kırmak
- prangaya vurmak
- boşa çıkarmak
- Al Allah kulunu, zapteyle delini
- gökten zembille inmedi ya
- değirmenin suyu nereden geliyor
- kabak başında patlamak
- ebusuut efendi nin torunu
- ayağını giymek
- bacak kadar boyu var türlü türlü huyu var
- denizde balık
- şeytanın yattığı yeri bilmek
- biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye
- elekten geçirmek
- bacak kadar
- can atmak
- canına yandığım
- cılkı çıkmak
Son Sorgulanan Deyimler
Deyim
Anlamı
(bir şeyi) (1) şöyle hafifçe ateşe değdirip geri çekmek ya da ateşin karşısında bir süre bekletmek. örnek: Gömleği, çabuk kurusun diye ateşe tutmak isterken yakmıştı. (2) ateşli silahlarla üstüne mermi yağdırmak. örnek: Kaçağı ateşe tuttular.
Hiç ummadığı bir durumla karşılaşıp derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmak.?Hayır cevabını alınca tepesinden kaynar su döküldü.?
bir sorunu savunmak, aydınlatmak, yığınlara anlatmak için genellikle hükümetçe hazırlanıp yayımlanan kitap.
(1) Birden karşılaşmak. (2) Bir araya gelmek.?Bu meseleyi yüz yüze geldiğiniz zaman konuşursunuz.?
delikanlılık çağma girmek, örnek: Bizim oğlan bıyıkları ele alınca küçük dağları yaratmaya başladı.
kapalı hiçbir yönü olmayan, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, yanılgıya yer vermeyecek denli açık, çok belirgin, apaçık. örnek: Durum açık seçik ortadaydı.
(1) (oturduğu rahat yeri, koltuğu vb., bulunduğu makamı) kıçına bir şey batıyormuş gibi bırakmak. (2) bir şey bir kimseyi durup dururken rahatsız etmek.
sıkıntılı, içinden çıkılması güç durumu kendi davranışıyla yaratmak, belayı kendi üzerine çekmek. örnek: Şurda durduk yerde belayı satın almak mı istiyorsun?
(1) yardımcı olma, bir şey yapma olanağını bulamamak, çaresiz kalmak. (2) bir iş yapmayı becerememek, bilmemek, yeteneksiz olmak.
Hoşa gidecek, zevk alınacak, beğenilecek bir şey değil.?Ne tadı var ne tuzu yaptığım işin.?
(1) (ölçü olarak) bir avucu dolduracak kadar. örnek: Bir avuç yem. (2) (insan için) az sayıda, çok az. örnek: Bir avuç kişi ortalığı bozuyor.
Yayın Ağımız
Bu listede yer alan sitelerimiz günlük hayatınızda gerek eğitim, gerek iş, gerek eğlence ve gerekse alışveriş konusunda yardımcı olmak için uzman ekipler tarafından hazırlanmaktadır.Eğitim Sitelerimiz
Eğlence Sitelerimiz
Rehber Sitelerimiz
Diğer Sitelerimiz
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2025
Sitemizin SEO çalışması Seo Uzmanı Zeze tarafından yapılmıştır.anlaminedir.com bir nerededir.com sitesidir.